Haberler

TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK SORUNU; SOSYAL YAPIYA ETKİLERİ VE ÇESAV PROJESİ

Mart 2009


TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK  SORUNU; SOSYAL YAPIYA ETKİLERİ VE ÇESAV PROJESİ

Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri işsizliktir. Dünyanın en genç nüfusuna sahip olmakla övünen ülkemiz ne yazık ki bu genç nüfusa iş bulamamakta, onun üretici gücünden, verimliliğinden yeteri kadar yararlanmamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Türkiye’de genel işsizlik oranı % 13.6’dır. Gençler ise işsiz kitlenin çok önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Her yıl çalışabilir nüfus 1 milyon kişi civarında artmakta ve işgücü piyasasına 600 bin genç girmektedir. Ancak istihdam oranı her yıl düşmektedir. 2000 yılında ortalama 13,1 seviyesinde genç işsizliği oranı % 25.7’ye yükselmiştir. Bugün her 4 gençten biri işsizdir. Yüksek öğrenim mezunu gençler arasındaki işsizlik oranı % 31,1’e ulaşmış olup, her eğitimli gençten biri işsizdir. Üstelik bu değerler kayıt dışı işsiz gençlere eklenmemiştir. Okuyan ve askerde olanlar hariç her yıl 2 milyona yakın genç de ÖSS’ye hazırlandığı için gizli işsizler sınıfına girmektedir. TÜİK’in rakamlarına sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar itiraz etmekte, gerçek işsizlik rakamlarının bunun çok üzerinde olduğunu, TÜİK’in işsiz tanımında iş aramak için son 3 ayda girişimde bulunulmuş olma şartının gerçek rakamlara ulaşmayı engellediğini savunmaktadırlar. TÜİK’in yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye son 10 yılda işsizlik artışı açısından dünyada 2. sırada yer almaktadır. Sonuç ne olursa olsun Türkiye’de resmi işsiz sayısı 3 milyon 274 bin kişiye ulaşmış, ekonomide istikrarlı bir büyümenin sağlamadığı son yıllarda bile işsiz sayısı ve işsizlik oranı devamlı yükselmiştir. 70 milyonu aşan bir nüfusa sahip olan ülkemizde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfustan 51 milyonu iş yapacak kapasitedir. Bunun 24 milyonu çalışabilir statüde geri kalan 27 milyonu ise yaşlı ve emekli olarak sayılmaktadır. Çalışabilir 24 milyon kişinin yaklaşık 3 milyonunun resmi rakamlara göre işsiz (ki bu rakama gizli işsizler dahil değildir.) olması son derece ciddi ve derhal tedbir almayı gerektiren bir ekonomik sorundur. Bu ekonomik sorun; çözülemediği takdirde sosyal yapıyı da çürüten bir özelliğe sahiptir. İşsizlik sürdükçe suç oranlarında artış, kayıt dışı büyüme ve ahlaki çöküş de beraberinde gelmektedir. Türkiye bu sorunu nasıl çözecektir? Bu soruyu onlarca maddeden oluşan bir tedbirler dizisi ile cevap vermek mümkündür. Ancak bizce bu tedbirlerden en önemlisi yetişmiş, kalifiye bir insan gücüne sahip olmak, nitelikli bir işgücü ordusu yaratmaktır ve günümüz dünyası için de en geçerli tedbir budur. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi ile sahip olduğu nitelikli insan gücü arasında doğrudan bir ilişki vardır. İyi yetişmiş, bilim ve teknolojiye yabancı olmayan bir işgücü potansiyeli, birbiri ile adeta entegre olmuş dünya ekonomileri için yaşamsal değer taşımaktadır. Üreten, yenilik yaratan, teknolojiyi kullanabilen, kaliteyi anlayan, pazar ekonomisini kavramış genç bir emek gücü günümüzün en değerli kaynağıdır. İşte Türkiye, istihdamı artırıcı, işsizliği azaltıcı çeşitli önlemler alırken niteliksiz diplomalı işsiz değil nitelikli işgücü yetiştiren daha değişik bir eğitim sistemini de hayata geçirmelidir. Bu mesleki ve teknik eğitime ağırlık vermeyi, gençleri ihtiyaç olmayan alanlarda üniversiteye gitmeye değil teknik eğitime yönelmeyi teşvik eden bir sistem olmalıdır. Gençlerimizi okutmalı onları geçerli bilgi ve becerilerle donatmalıyız. Ne iş olsa yapan niteliksiz işgücünün iş bulma olanağı çağımızda her geçen gün daha azalacak hatta hiç kalmayacaktır. Bozulan ekonomik koşulların ve artan işsizliğin var olduğu bir ortamda kültürel değerlerimiz de yara almakta, aile dokusu zayışamakta çoğu kez de aileler dağılmaktadır. Parçalanan aile kurumu en çok geleceğin annelerini oluşturacak kız çocuklarını etkilemektedir. Kız çocuklarımız aileleri tarafından çeşitli nedenlerle terk edilmekte, kültürel değerlerimizi gelenek ve göreneklerimizi yeterince öğrenmeden ve gelecek korkusu yaşayarak büyümektedirler. Oysa onlar yarınların anneleridir. Ülkemizde büyük fedakârlıklarla çalışan Çocuk Esirgeme Kurumu, sınırlı bütçesi ve kadrosu ile hizmet vermektedir. Bu nedenle istenilen sonuçlara ulaşmak güçleştiği gibi dışarıda bekleyen pek çok korunmaya muhtaç çocuğa da yer açılmak ihtiyacı vardır. Onun için doğal ve yasal olarak çocuklar belli yaşa geldiklerinde buradan ayrılmak zorundadırlar. İşte ÇESAV bu noktada devreye girmekte, kız çocuklarımıza barınma, yetersiz olan eğitim seviyelerini yükseltme, meslek edindirme, işe yerleştirme, ayaklarını üzerinde durabilme ve yaşamlarını toplumsal değerlerimize uygun sürdürebilme imkanlarını sağlamaktadır.

 

Çesav Vakfı ve Kimsesiz Kız Çocuklarını Koruma Projesi

 

ÇESAV (Çevre, Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı) günümüzün en önemli sorunları olarak öne çıkan çevre, eğitim ve sağlık konusunda faaliyetlerde bulunmak üzere 1989  tarihinde Ankara’da kurulmuş kamu yararına bir vakıftır. ÇESAV’ın yürütmekte olduğu eğitim projelerinin en önemlisi “Terkedilmiş Kız Çocuklarını Koruma ve Kurtarma Projesi”dir. Bu proje ile SHÇEK yurtlarında kalmakta olup 18 yaşına geldiğinde ayrılmak zorunda olan kimsesiz kız çocukları ve okuma yeteneği olan 18 yaşını doldurmamış kız çocuklarının eğitimlerini tamamlamaları, ev ve aile ortamını tanımaları gelenek ve göreneklerimizi öğrenmeleri ve topluma yaralı bireyler olmaları için çalışılmaktadır. Proje çerçevesinde ÇESAV tarafından halen Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da kurulan vakıfevlerimizde 12 yaşını doldurmuş ve terkedilmiş kız çocukları her türlü tehlikeden korunmuş olarak psikologlar ve anneler refakatinde hayata hazırlanmaktadır. Bu çocuklar SHÇEK’de resmi kurum kural ve programları içinde gerçek hayattan kopuk şekilde yaşamakta günlük hayatın en basit gereklerini bilmemekte, ev yaşamının sıcaklığını hissedememektedirler. 18 yaşında SHÇEK yurtlarından ayrılmak zorunda olan, çalışabileceği bir meslek edinememiş korumasız ve çaresiz gençlerimiz ise ellerinden tutulmadığı takdirde toplumun en acımasız olayları ile ve büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadırlar. İşte ÇESAV Vakıfevlerinde sıcak bir aile ortamı içinde, kızlarımıza, kültürel değerlerimiz, her türlü ahlak ve toplumsal kurallarımız, nezaket kaidelerimiz öğretilmektedir. Onların geleceğin anneleri olarak yetişmeleri için ev idaresi, hijyen kuralları, yemek ve temizlik işleri konusunda eğitilmektedirler. Genç kızlarımız bir yandan da temel eğitimlerine devam etmekte, eksik bilgileri özel hocalar ve kurslarla güçlendirilmektedir. Ülke gerçeklerini kavramaları sağlanmakta niteliksiz iş gücünün hem kendileri hem ülkeleri için sadece yük oluşturduğu bilinci kendilerine verilmekte, iş piyasasında geçerli bir meslek edinmeleri sağlanarak mezuniyetten sonra çeşitli işlere yerleştirilmektedir. Bu güzel amaçlarla çalışan vakıf şimdilik sadece 4 şehirde bulunan vakıfevlerini diğer illere de yaymak, koruma altına alınan kız çocuklarımızın sayısını artırmak arzusundadır. Ancak bu şüphesiz güçlü bir maddi kaynak sorunudur. Her şeyden önce vakıfevi açılacak şehirde vakfa ait olacak en az 3 apartman dairesine ihtiyaç vardır. Bu dairelerin eksiksiz tefrişinden sonra kızlarımızın tüm bakım masraşarı da ayrı kaynak gerektirmektedir. Proje çerçevesinde bugüne kadar 84 genç kızımız işe yerleştirilmişlerdir. Halen 41 genç kızımız ise vakıfevlerimizde eğitimlerine devam etmektedirler. İleride iyi yetişmiş anne olarak yuvalarını en iyi şekilde yönetecek, çocuklarını bilinçli bir şekilde yetiştirecek, eğitecek hem de geçerli bir meslek sahibi olarak ülkelerine ve ekonomimize katkıda bulunacaklardır. Kriz ve işsizlik ortamında böyle projelere her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır ve bu projeler her kesim tarafından maddi ve manevi olarak yoğun biçimde desteklenmelidir.

 

 

Dr. İmren Aykut Kimdir?

 

1964 yılında İstanbul Üni. İktisat Fakültesi'nden mezun olmuş, ABD’ de "Tahkim ve Arabuluculuk", İngiltere'de "İşçi Sendikalarının Yapısı ve İşçilerin Eğitimi" konularında incelemeler yapmıştır. 12 yıl süreyle Türkiye Maden-İş Sendikası ile Teksif Sendikasında Toplu Sözleşme ve Araştırma Bürosu Müdürlüğü, Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.'de Endüstriyel İlişkiler Uzmanlığı görevlerinde bulunmuş olup, 7 yıl süreyle Türkiye Kağıt Sanayi İşverenleri Sendikası Genel Sekreterliği yapmıştır. 1981 yılında Danışma Meclisi üyeliğine seçilen Dr. Aykut, 1983 Genel Seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak parlamentoya girmiştir. 1983 ve 1997 yıllarında çeşitli dönemlerde İstanbul milletvekilliği görevinde bulunmuş, bu dönemler içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik  ile Çevre Bakanlığı yapmıştır. Dr. İmren Aykut Halen ÇESAV başkanlığını sürdürmektedir.